
Vatan haini ilan edilmeme sebep olan bir sevda...
İnsanların anlamakta zorladığı, beni yargıladığı, karşı çıktığı, şakasına da olsa yeğenlikten reddetme tehditleri yolladığı (sağol Fenerli Dayıcım) bu sevda...
Öğrenen herkesin ilk sorduğu sorunun "Beşiktaş'la Chelsea maç yapsa ne yaparsın?" olmasını, benimse "O maçı izlemem!" dememi sağlayan bu sevda...
Nereden başladı, nasıl başladı...Buyrun öğrenin...
Chelsea sevdamın en büyük kaynağı bilgisayar oyunlarının efsanesi olan CM serisidir. Orada başladı "Mavi Tutku"m. Gerek John Terry, gerek Gudjohnssen, gerek Lampard gibi oyuncuları burada tanıyıp sevmeye başladım ve tabiki efsanemiz Zola...Sonra ise CM ekibinin gerçekten ne kadar iyi çalıştığının, oyunda birkaç sene içinde yıldız olan oyuncuları ne kadar iyi tespit ettiklerinin ispatı olan o iki adamla tanıştım: Arjen Robben ve Joe Cole. Onlara sevdam başladı oyun sayesinde. Hangi takımla oynarsam oynayayım onları almadığımda bir eksiklik hissediyordum, ne para verilirse verilsin satamıyordum o ikisini. Gerçek hayatta da takip etmeye başlamıştım ikisini de. Gerçekten ikisi de çok ümit veren oyunculardı. Biri PSV'de (Robbie) biri West Ham United'da(Joey) rakiplerine korku salmaya başlamıştı.
Bir diğer yandan Chelsea'yi daha yakından takip etmeye başlamıştım. Takım hakkında bilgiler edinmeye çalışıyordum. İnternette Terry'nin umut vaad eden bir defans olduğunu, ileride çok iyi yerlere gelebileceğini belirten haberler vardı. Bunları okudukça takıma gitgide daha çok bağlanıyordum. Ve bir gün...........
Televizyonu açmıştım...Sezon başlangıcı öncesindeydi. Takımlar hazırlık maçlarını yapıyorlardı yeni sezon için. Altyazıda Chelsea - Roma yazısını gördüm. O anda bir heyecan sarmıştı bedenimi. Takımlar seremoni için dizilmişti ve kamera klasik bir şekilde oyuncuları teker teker gösteriyordu. Bir anda şok olmuştum! Evet bu Joey'di! Maviler içindeydi Joe Cole! Yüzümü kocaman bir gülümseme kaplamıştı ki bu gülümsemenin yerini şoka bırakması sadece 0.3 sn falan sürdü. Robbie! Arjen Robben! O da Maviler'e bürünmüştü! Tam olarak şoktaydım! Tabi sonra Terry falan geldi ekrana. Sonra ise yine konuşulan bir genç olan Cech'i gördüm direklerin arasında. Özeti büyülenmişçesine izliyordum! Hiçbir saniyesini kaçıramazdım! Ve sonra top Robbie'nin ayağına geldi. Önce zarif bir hareketle rakibinden sıyrıldı fakat sonra...Roma'lı Olivier Dacourt Robbie'nin ayağını kırınca gerçekten üzülmüştüm gerçi o anda belli olmamıştı ayağının kırıldığı Kezmanla birlikte Dacourt ve Mexes ikilisine saldırmışlardı.
İşte bu maçla Chelsea "fanatikliğim" başladı. O günde sonra hayat daha bir "Mavi"ydi benim için. Gözümü bürümüştü bu sevda. Ondan sonra olabildiğince maçları izlemeye başladım. İzledikçe hayran kalıyor, bağlandıkça bağlanıyordum...
Evet başlangıcım ve bağlanışım böyle...
Devamı daha sonra...
1 yorum:
kaleye şut bile aramamış çelsiyin napıyım ben ohoooo
Yorum Gönder